Profiel van kardelenஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...Foto'sWeblogLijstenMeer Extra Help

Weblog


    06 november

    Susmak…

     

    Susmak…
    Gözyaşlarının kelimelerin manalarını yıkadığı bir saatte susmak
    Yürek sevdasının yangınıyla yanmayan bir gönüle sevdayı anlatmadan susmak…
    Gidişlerin hicranına bürünmüş bir sabahın ufkunda
    Elvedaları dilimizden düşürmemek adına susmak…
    Garipliğin sancısının simanda çizildiği bir vakitte susmak…
    Ah ve ofların bahçesinde boy verdiği sitemkâr hanenin önünden geçerken susmak…
    Bakışların manidarlığından sıyrıldığı bir vakitte susmak…
    Gönül kapılarının yüzüne kapandığı ve ikindinin hüznünü yürekte hissettiğinde susmak…
    Gecenin karanlıklar Ummanlarında alabora olduğunda,
    Yunus’a seslenen Rahmani sesi kulaklarında ağırlamak adına susmak…
    Musa’nın Tur-u Sina’daki duasına yürekler çatlatırcasına amin deyip susmak…
    Yusuf’un nefsinin karayeline kapılmadığı ve edep meltemiyle arındığı bir vakitte susmak
    Yakup’un gözler dağlayan hicranına teselli olacak kelimelerinde,
    Yusuf’un kanlı gömleğiyle paramparça olduğu zamanda susmak…

    Susmak…
    Sevgiliye meftun bulutun sevdası karşısında susmak…
    Gafletin elinden Nur_u Dilaranın cemaline savrulan taşların mahcubiyetiyle susmak…
    Hicretle ayrılığa mahkum edilen Mekke’nin hicranına bürünerek susmak…
    En şerefli ağaç olarak bilinen hutbelerin yoldaşının ardın sıra özlemden kuruduğu anda susmak
    Ebu Bekir’in babasını can dostta feda ettiği yarenliğin en yüce mertebesinde,
    Ömer’in sevdasına bürünüp, adaletiyle gönülleri fethettiği, bir vakitte
    Osman’ın edebiyle melekleri bile hayran bıraktığı
    Ali’nin bedeninin küçüklüğüne aldırmadığı, yüreğinin büyüklüğüyle ölüme meydan okuduğu bir vakitte susmak…
    Ensar ve Muhacirin gönüllerindeki muhabbetti simalarındaki akse yansıdığı bir anda susmak…
    Bilal-i Habeşi’nin ALLAH BİRDİR sözüne mazhar olduğun saniyede susmak…
    Ve Sevgilinin ikliminde dolaşan tüm varlıkların dili kelamından dökülenleri duyduğun anda susmak…
    Dildeki savunmaların anlamlarını yitirdiği, uvuzların bir bir dile geldiği bir vakitte susmak…
    Dünyalık kelamların varlığının hiçliğe sürüklediği bir gecede susmak…
    Söylenmemiş cümlelerin dahi tek ve yegane dinleyicisi olan HAKK’ın huzurunda susmak…
    İhlası derinliklerinde saklayan yüreğin konuştuğu bir vakitte
    Günahkar bir dilin haykırışına prangalar vurup susmak…
    Dünya rıhtımından, ukba okyanusuna ....

     

      
     

     “Dostluk güzel huyun meyvesidir. Ayrılık ise kötü huyun neticesidir.

    Allah için sevmek ve din uğrunda kardeş olmak,

     Allah’a yakınlığın en faziletlisi ve ibadetlerin en güzelidir.” 

     

    Copyright ©2008 KARDELEN™  


    (5) reacties

    Een ogenblik geduld...
    De reactie die je hebt ingevoerd is te lang. Maak hem iets korter.
    Je hebt niets ingevoerd. Probeer het opnieuw.
    We kunnen je reactie nu niet toevoegen. Probeer het later opnieuw.
    Je hebt toestemming van je ouders nodig om een reactie toe te voegen Toestemming vragen
    Je kunt geen reacties geven omdat je ouders dit hebben uitgeschakeld.
    We kunnen je reactie nu niet verwijderen. Probeer het later opnieuw.
    Je hebt het maximale aantal reacties overschreden dat je elke dag kunt versturen. Probeer het over 24 uur nog eens.
    De mogelijkheid om reacties te geven is uitgeschakeld voor je account omdat onze systemen aangeven dat je spam naar andere gebruikers verzendt. Als je van mening bent dat je account ten onrechte is uitgeschakeld, kun je contact opnemen met de klantondersteuning van Windows Live.
    Voer de beveiligingscontrole hieronder uit om een reactie achter te laten.
    De tekens die je typt moeten overeenkomen met die in de afbeelding of het audiofragment.

    Meld je aan bij Windows Live ID om een reactie toe te voegen (als je Hotmail, Messenger of Xbox LIVE gebruikt, heb je al een Windows Live ID). Aanmelden


    Heb je geen Windows Live ID? Maak er nu een aan

    Önderzegt:
    Susmak ne kadar güzel bir çalışma olmuş Emeğine yüreğine sağlık
    11 Nov.
    Bu kadar güzel sözlere ve paylaşıma diyecek birşey bulamıyorum kardeşim. Eline, diline ve yüreğine sağlık. A.E.O
    6 Nov.
    ahmed akzegt:
    özgürüm çünkü Allah’ın esiriyim……..

     

    Bu loş, bu kirli ve karanlık, bu dar duvarlar nasıl tutarlar beni?
    Onları kendi çevreme ben ördüm. Onlarla ben kuşattım kendimi.
    O duvarların tuğlalarını ben pişirdim, şehvet ateşlerinde.

    Arzu ve isteklerin hamurundan yoğurdum onları hırsla. Ne hayâl cilaları vurdum yüzlerine. Ördüğüm duvarları nefis boyalarla rengârenk donattım.
    Onlara süs olsun diye ruhumu kanattım.

    Ruhun ağıtlarını, nefsin dilinde dünya şarkıları hâlinde söyleyip durdum, şeytanın ağustos böceği gibi.

    Dünya zevklerinin temmuz sıcağında çatlarcasına nefsin sazıyla şeytanın türkülerini okuyup durdum, cırcır böcekleri gibi.
    Dünyayı ebedi zannettim, kendimi ölümsüz vehmettim.

    İnsanı, el, ayak, göz, kulak gibi organlarının toplamından ibaret sandım.

    İçimdeki ebedilik bestesini diline her dolayışında susturdum o zavallı kalbimi. Ona hiç kulak vermedim. Şeytan bırakmadı. Siren sesleri gibi kendine çekti dünya beni.

    Bu loş, bu kirli ve karanlık, bu dar duvarlar tutamazlar beni.

    O, simdi bir ana rahmidir bana, yeni bir doğuşa hazırlamakta beni. Şehir denilen asıl o büyük mahpushanelerin çılgın bağlarından ve sürükleyişinden kurtuldum. O modern tapınakların kulluğundan çıktım artık. Ah o ne korkunç tapınış…

    Bütün şehirler kocaman birer tapınak.

    Sokaklar ve caddeler koridorları. Bütün vitrinleri birer mihrab ve sunak taslarıdır.

    Bunların önünde putlar için hergün nice canlar, nice umutlar, nice istekler ve hayâller kurban edilirler, görünmez kılıçlarla. Kan seli, ruhun şahdamarından boşanan kanların sel yatağı, bütün caddeler ve sokaklar. Şeytan banyo yapar içinde, pikniktedir kıyısında.

    Ah zavallı kurbanlar, zavallı eşya kulları…

    En çılgın tapınak yuvalarını mı soruyorsun? Stadlar, diskolar, kulübler, sinemalar ve daha neler neler… Ey sefil mahlûk, kirli ruh, korkunç iştiha, kirli nazar, sen o kirli çalkantıdan bu çukura düştün. Arada bir için ürperir, bu çılgın şehir bir tufana gebedir, derdin ya, ya senin içindeki şehir?… O ruh ülkesi, Kalb Şehri…

    Bende bir inkilâb mı yoksa?
    Evet, ben bu duvarların mahkumu değilim. Ben kendime mahkumum. Kendimden kurtulmalı, kendimi bulmalıyım. Bir ayna gerek bana. Bir ruh aynası gerek…

    Geçmişimi iyi bilmemenin, kendi kültürümden, kendi medeniyetimden sürgün edilmenin, kendi kitabımdan ayrı kalmanın, ayrı bırakılmanın, büyük yol göstericilerimi tanımamanın mahkumuyum ben! Ah ne korkunç bilgisizlik duvarları, ne karanlık cehalet duvarları…

    Bir sızıntı var. Duvarlardan bir ışık sızıntısıdır gözlerime vuran, bir nur sızıntısıdır kalbime giren. Aynalar konuyor dört bir yanıma.

    Dünyam genişliyor değişiyor. Sonsuzluk solukları doluyor odama. Ruhum diriliyor. inancı teneffüs ediyorum. Amentümü giyiniyorum, ruhuma. Ah, kanat sesleri duyuyorum.
    Ben artık sonsuzluğa doğdum.

    Ben Rahman’ın mahkumuyum şimdi. Küçük hücrenin bütün duvarları yıkılıyor. Ruhuma Hakk’ın aynalarını takıyorum. Ben hürüm Rahman’ın mahkumuyum. Kâinat benim çünkü Kitab benim.

    selam ve dua ile kardelen ablacığım kardelenin hiç solmasın emi

    6 Nov.
    Semra ...zegt:
    Çok güzel bir paylaşım olmuş.Doğru söze ne hacet diyorum....
    Dostluk güzel huyun meyvesidir.
     
    Ayrılık ise kötü huyun neticesidir.
    HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA İLE ...A.E.O.
    6 Nov.
    Dili muhafaza etmek her zaman ve her yerde en mühim işlerdendir.
    Çünkü dil, kalp de bulunanların tercümanıdır.

    Bu yüzden dilin hatalardan arındırılması ancak kalbe bağlı kalmasıyla mümkün olabilir.

    Düşündüklerimiz dile getirilmeden evvel bizim hakimiyetimizde iken,
    ağzımızdan çıktıktan sonra biz onların hakimiyetine gireriz.

    Hepimiz hayatımızın bir anında mutlaka dilimizden dolayı zor durumda kalmışızdır!
    Sonra keşkeler birbirini kovalayıp, Dilimi eşek arısı soksun diye geçirsekte içimizden
    artık yapacak bir şey yoktur.

    Hz. Ebubekir Sıdık (r.a) ağzına küçük taşlar koyar,
    onlarla nefsini konuşmaktan menederdi.
    Kendisi diline işaret ederek şöyle demiştir
    Beni tehlikeli ve zor işlere sokan, budur!
    (Kimya-yı Saadet)

    Sarfedilen her bir kelime bizim sorumluluğumuzda karşıdakine gönderilmiş kişilik mesajlarıdır.
    Her zaman düşünerek konuşmadığımızı ve farklı ruh hallerinin bizi düşürdüğü farklı durumlarda
    ise konuşmalarımız, geri dönüşü olmayan birer ok misali muhatabını yaralar.

    Oysa Müslüman elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği emin kişidir.

    Hasan-ı Basri (k.s)
    Dilini korumayan bir kimse dinini hakkıyla bilmiş değildir.

    Derken dinine bağlı samimi bir müslümanın dilini her türlü lüzumsuz söz
    ve konuşmalardan arındırması gerektiğini kastetmiştir.

    Yanıltır bizi çok konuşmak, yalana sevk eder! Bazen ekleriz biraz üstüne,
    bazen hoşlanmadığımız yerlerini kırparak anlatırız.
    Çünkü artık bizim olaya bakışımızı aktarmalıdır cümleler;
    yeni haline bizim kelimelerimiz yön verir, bizim ağzımızdan çıktığı için.

    Kimi zaman konuştukça batılla dolarız. Bir kavganın fitilini ateşler kimi sözlerimiz.
    Hakikat, hakikat olmaktan çıkar da kendimizi bile inandırırız bu yeni haline.
    En çirkin hali ise halka eziyet eden boş sözlerimizdir.
    Başkalarının namusuna uzanan bir dil aynı zamanda,
    günde beş vakit nasıl tesbih eder kelamullahı?

    Peygamber Efendimiz Aleyhisselatı Vesselamın;

    susan kurtulmuştur.
    (Tirmizi),

    Susmak hikmettir. Susan ise pek az!...
    (Deylemi)

    buyurmaları bütün bu saydığımız (gıybet, fitne, yalan, alaya almak, kovuculuk, riya,..)
    kötü hallerden bizi kurtaracağı içindir.

    Yapılması gerekeni ise yine başka hadis ile anlamamızı istiyor:

    Size ibadetlerin en kolayını haber vereyim mi?
    Diliniz susun.
    (Müslim, Buhari, Saffan b. Selimden rivayetle)

    Konuşma-susma konusunda kurulan en iyi dengeyi Hz. Muhammed Mustafa
    aleyhisselatı vesselamın hayatın da görüyoruz.

    Cevamiul kelim sıfatıyla; duruma ve ihtiyaca göre, genellikle kısa ve özlü,
    sade ve iddiasız konuşurlardı. Konuşmaları her zaman batıl ve gereksiz unsurlardan uzaktı.
    Ya Kuran-ı Kerimi açıklamak, ya herhangi bir hükmü beyan etmek, ya bir iyiliğe çağırmak,
    ya kötülükten uzaklaştırmak, ya da insanların dünya ve ahirette faydalanacakları bir hikmet
    ortaya koymak için konuşurlardı. Yerine göre konuşmadaki fazileti; İslama davet ettiği
    herkesin nasılda hemen kalplerinin yumuşayarak iman etmeleriyle bizlere defalarca kez
    göstermiştir. Tıpkı ayeti kerimede buyrulan;
    Sadaka ve hayır buyurmak ve insanların arasını bulmak hariç, konuşmada hayır yoktur.
    6 Nov.

    Links naar je weblog (1)

    De URL voor de link naar dit weblogitem is:
    http://kardelendilekkincal.spaces.live.com/blog/cns!C6CD8B60DD042FBF!9790.trak
    Weblogs die naar dit item verwijzen