kardelen's profileஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 15

    Kabe hala bekliyormu? Nerde nerde! Seccadeler...

                                                     
                    

                                                  Image Hosted by ImageShack.us 

     

     

     

                                  kabe hala bekliyormu?nerde nerde!seccadeler.... 

    Kendi üzerinde dönen değirmen taşları misali dönüyorum odalarda;
    Seccadeler nerde?..
    Kıble hangi yöne doğruydu bu evde?..
    Başıma koymak için takke, çekmek için tesbih var mı?..
    Bugün bitti. Gece de gidiyor...
    Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
    Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum;
    Haberim var mı?..
    Herşeyi sevmek... Çok güzel.
    Kendini sevmek... Çok güzel. Peki, bu nasıl kendini sevmek?
    “Seviyorum” çığlıklarıyla yak kendini hadi!..
    Erit kendini, tüket, bitir!..
    Sen... Ey sen, aynadaki!..
    “Kalan”ının farkında mısın?
    Peki “talan”ının?
    Sen... Ey sen, aynadaki!..
    Dün de bakmıştın aynaya. Farkında mısın; bugün daha yaşlısın!.. Bugün daha çökük, bugün daha çirkin, bugün daha tedirgin!..
    Çünkü biraz daha dökülmüş saçların, biraz daha buruşmuş suratın!
    Biraz daha; bir saniye, bir dakika, bir saat, bir gün daha yaklaşmışsın düşeceğin çukura!..
    Nerde, Nerde seccadeleeer?..
    Kıble hangi yöndeydi bu evde?.. Ninem son gelişinde ne tarafa doğru namaz kılmıştı?..
    Katlanır rahlenin nasıl açıldığını unuttum. Ve onun içinde açılan “Kitab”ın yüzümü ve içimi nasıl aydınlattığını...
    İçim...
    Aahhh, içim yanıyor.
    Bugün bitti, gece de gidiyor...
    Bir günüm daha bitti; ben, ben nereye gidiyorum?..
    Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum... Gidiyorum...
    Tükeniyorum;
    Haberim var mı?..
    Son tuttuğum orucu hangi iklimde bıraktım?.. Son kıldığım namaz hangi seccadeyle katlandı?..
    Merak ediyorum;
    Kâbe hâlâ bekliyor mu beni?..
    Bilmiyorum... Bilemiyorum.
    Ama şundan eminim:
    Mezarım beni bekliyor! ...

     

     

     

                                                       Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
                             Çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar. . . 

                                                              

    barrapeqec6

     

    Ölüm...Ölüm...

    Yılın en sıcak yaşandığı zamanlarda bile insanı titretmeye yeten ürpertilikte bir durum.Yalnız kaldığımızda soğuk kış gecelerinde sonbaharda dökülen yaprakları hepimiz düşünmüşüzdür annemizin babamızın kardeşimizin vs. öldüğünü bu defa kendi ölümümü düşündüm. Yokluğumda yakınlarımın ne yaptığını düşündüm.
    Ölümün dünyada hiç birşeyi değiştirmediğini herşeyin aynı devam ettiğini gördüm.Meğer ne kadar sıradan biriymişim.
    Sonra cenazemi düşündüm namazımı kıldıran imamın "rahmetliyi nasıl bilirdiniz ?" sorusuna bazıları burun kıvırarak iyi bilirdik diyorlar.
    Sonra arkadaşlarımı düşündüm güldüğümüz şakalaştığımız arkadaşlarım beni unutmuştu.Sözde beni sevenler hatta benimde sevdiğinden emin olduğum arkadaşlarım sanki bunlar değildi.
    Evdede bazı değişiklikler olmuş en çok sevdiğim dolabım ayakkabılarım yerinde yok.Oysa ne kadar özenle seçip almıştım onları...
    Herkes kandi halinde herhalde yoğun hayat temposundan olsa gerek yoksa bu kadar kolay mı bir kalemde silip atabilir mi insan sevdiğini?
    Annem sabır ve takva misali sessizce ağlıyor.
    Tıpkı iki cihan serveri Efendimizin oğlunun cenazesinde ağladığı gibi. Sahabeler efendimizin ağladığını görünce siz de mi Ya Resullullah ?demişler. Efendimiz " Kalp hüzünlenir, göz yaşarır " cevabını vermiş.
    Komşular Kuran-ı Kerim okuyor artık hiç kimse ağlamıyor yokluğum farkedilmiyor bile.Herkes kendi halinde.
    Posta kutuma e-mailler birikmiş beni hiç tanımadığı halde sevdiğini söyleyen internet arkadaşlarımın ölümüden haberi bile yok.
    Ve uğruna herşeyimi feda ettiğim sevdiğim bile çoktan UNutmuş beni...
    Hayatlarında neredeyse bir sıkıntı olduğum bunca insanı memnun etmek için gösterdiğim çabaya bakınca ölümümün arkamda bıraktığım çok sevdiğim bir çok kişi için hiçde dayanılmaz olmadığımı anladım.
    Ve silkinip kendime geldim.
    İyiki ölümü düşündüm şimdi yeni kararlar verdim.
    Hayata değeri kadar değer vereceğim.Gideceğimiz ahirete göre sevgilerimi ayarlayacağım.


     Kişi sevdiği ile beraberdir."  

     

     

          http://kardelendilekkincal.spaces.live.com

                                    

    Comments (7)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    beyazwrote:

     

    Ne Çok hatıram Var Seninle Rabbim!


    Ne çok hatıram var seninle Rabbim
    Bazen uzaklara salıyorsun beni
    Arayıp bulayım diye seni.

    O zaman içinde bulunduğum karanlıklardan NUR'una yol alıyorum
    ''Allah müminlerin dostudur.Onları karanlıklardan NUR'a çıkarıyor''ayeti ümidim ve kılavuzum oluyor.

    Karşıma hayeller,gölgeler çıkıyor.Yolumdan alıkoymaya çalışıyorlar.
    O zaman İbrahim gibi ''Ben gelip geçen şeyleri sevmem''diyorum.
    Bu arada mektuplarını okuyorum.

    Tatlı bir esintiyle geliyor sözlerin bazen
    Hele o baharda açan çiçekler yok mu?Hem senin güzelliğini okuyorum onlarda,hemde beni güzelleştirmek,geliştirmek istediğini...

    Başını toprakdan çıkaran filizleri görüyorum.
    Sanki bana ''Sende bu dünya toprağından başını çıkar,ahiretin güzel ikliminde filizlen,uzat dallarını cennete,ebedi meyveler ver''diyorsun.

    Ahh Rabbim;
    Bazen bunları unutup dünyaya sarıldığım oluyor.
    Hani neredeyse seni unutacağım.
    O zaman dünyayı elimden alıyorsun,dikenleriyle elimi kanatıyorsun.

    Sanki bana ''Senin asıl yurdun burası değil senin asli vatanın var.Seni bekleyen peygamberler,sıddıklar,şehitler,salihler var.BEN VARIM''diyorsun.
    O zaman şükrediyorum sana.Beni unutmadığından,terketmediğinden dolayı.

    Ya günahlarım,günahda ısrarım yokmu?
    Ozaman bana darılmışsın gibi geliyor.Şu sözünle teselli buluyorum,ümitleniyorum.''Rabbin seni terketmedi,darılmadı da''
    O zaman dünyalar değil cennetler benim oluyor.

    Senin güzel isimlerini kalbime dolduruyorum.Seni herşeyden çok seviyorum.


    İsmail ACARKAN

    ahmed kardeşimden bir alıntı...

    28 Aug.
    zehrawrote:
    allah yar ve yardımcın olsun ,bu arada kandilinde mübarek olsun .eline sağlık muhteşem olmuş bayıldım!!!!!!!!1
    29 July
    ahmed akwrote:



    Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan.

    Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen?

    Sahiden taş mı kesildin? Oysa, sen sözlere efsûn bağışlayan dudaksın. Nefesi boşluğun hapsinden kurtarırsın. (Belki de her ses bir mahpusun kırılmış zincirlerinin şakırtısıdır.) Sana değdiği yerde dirilir sessizlik. Sana vuruldukça hece hece kanatlanır suskunluk; şiirlerin ufkuna yükselir söz, öykülerin kuytularında giyinir. Sen, dağı delen Ferhat’sın; söz ki dağı kar gibi eritir de Şirin yâri sımsıcak kucaklar. Sen Aslı’ya Kerem’sin; ses ki çatlak dudaklardan sızan kevserdir. Sen Kerem’in Aslı’sın; söz ki tek bir hecesi bizi varlığın koynuna saklar; “Ol!”sözü hatırına yokluk varlığa yüz bulur.

    Taşın sözü yok mudur ey yâr? Taş dediğin konuşur. Zamanın dudağıdır. Çatlaklarından acılar sızar; kuytularında çocuk gülüşleri gibi neşeler saklar. Taş dediğin susar. Zamanın dilidir; bir bakışında nice gürültüyü susturur; anlamsız telaşları dağıtır, hoyrat koşturmaları durdurur. Kadîm zamanlar içinden sızıp gelen bir kan gibidir taş; nabzımızı doldurur.

    Taş zamanla eskimez mi? Sen zamansın, ey yâr, gelir ve gidersin. Saatlerin kadranında uslu uslu gezinirsin amma saçlarımı değil sadece kemiklerimi dağıtırsın. Usulca sokulursun odama; “tik-tak”, sadece “tik-tak”, eşyalarımı değil sadece beni de benden çalarsın; elbisemi değil sadece tenimi de soyarsın. sevdiğimle arama ayrılıklar koyansın. Sen çoğaldıkça ben azaldım; seni tükettim derken ben tükendim.

    Taş kesilmişsin ki sana vefasız dediler. Tanımazmışsın beni. Adımı bile anmazmışsın. Güzellikten hiç anlamazmışsın. Mehtabı kucaklayan sen değil misin her defasında? Günün ilk ışıkları sana koşmadı mı her sabah? Nice surlarda masum bebekleri bekleyen sendin. Nice sütunlarda fısıltılı dualara fısıltını ekleyen sensin. Köprülerde kemerlerde yâri yâre kavuşturan senin metanetin değil mi? Çeşmelerden serin sulara yol veren senin serinliğin değil mi? Dereler boyu suların elinden tutup şiirler söyleyen sen değil misin?

    Aslında kendi taşını dikiyor değil mi insan? Her gün bir önceki günde bırakırız bedenimizi. Her yeni günün sabahında eskimiş bedenlerini yüklenir gibi insan. Sanki yakamızda çocukluk fotoğrafımızı taşır gibi yürürüz yeni zamanlara. Kendi cenazesini kaldırır gibidir insan. Baktığımız her yüzün ardında eskimiş yüzler saklıdır. Şimdiki bedenimiz daha öncekilerin başını bekleyen konuşkan bir taştır. Ölmüş yanlarımızı hatırlatır. Bir taş gibi ağırlaşır gözlerimizin karası. Var-yok arası bir titreyişe dönüşür nefesimiz. İki nefes ortasında dikilir taşımız. Taştan taşa koşar bakışımız. Hatıralarda saklı, solgun fotoğraflara nakışlı yüzler üzerine uzanır gölgesi.

    Sen değilsin; taş benim ey yâr. Kendimi taşımaya mecâlim yok. Kendime söyleyecek sözüm yok. Kabrimden kalbine taşınıyorum ey yâr. Suskunluğum taş olmaklığımdan. Sözsüzlüğüm sözümü taşa devrettiğim için.

    Bağrımda ağır ve soğuk bir suskunluk... / Taşıdığım sensin ey yâr. / Söze sığdıramadığım. / Ve hiç susturamadığım. / Ne oldu kalbime? / Katılaştı, katılaştı. / Taştan da katılaştı. / Ağlarsa, taşlar ağlar. / Ben ağlayamadım; sen ağla... / Taş değil misin ey yâr?


    Senai Demirci

    selam  ve dua ile kardeşim

    22 June
    ahmed akwrote:

    Geceydi... Sevda ikliminde bir yürek duaya durmuştu...
    Duadan özge eylül mü kalır nisan mı? ..
    Duadan ayrılsa kul mu kalır insan mı? ..
    Duası olmayanın ola mı umudu, duaya durmayanın kala mı suudu? ..
    Ölüm kadar özeldir dua, ölüm gibi güzeldir dua...
    Dua yağmur yağmurdur, dua tuzdur hamurdur...
    Dua ki bağırlar yakan közlerdedir, dua ki söylenmemiş sözlerdedir...
    İçten içe bir niyazdır dua, gelinlik giyside beyazdır dua...
    İlahi yazıların gizemli şifresidir dua, yoldaşın yoldaşa gülen çehresidir dua...
    Tevbeleri izleyen gözyaşıdır dua, her işte bir hayrın başıdır dua...
    Yıldızları tutan açık ellerdedir dua, şafakların değdiği dillerdedir dua...
    Dünyanın eşiğinden öteye akıştır dua, gaflet perdelerinden öteye bakıştır dua...
    Dua ki; kelebekler kanadı gibi titrek, seher bülbülü gibi şakraktır...
    Dua ki; umutların ritmiyle atan nabızda gizlidir, gönüllerin teliyle çalan sazda gizlidir...
    Söz değil bir haldir... Söze hükmeden mecaldir...
    Gönülden ve gizlice... Utanarak ve umarak... Israrla ve devamlı...
    Geceydi... Sevda ikliminde bir yürek duaya durmuştu...
    selam ve dua ile kardeşim kardelen Allah c.c. razı olsun

    16 June
    KAZIM MOLLAwrote:
                                                                                                                 Herkesin beklediği büyük bir randevusu vardır.Kimi cana,kimi canana, kimi  eşe,
                                                                                                                 kimi dosta kavuşabilmenin bekleyişi içindedir.
    15 June
    KAZIM MOLLAwrote:
    (Ölüm güzel şey;budur perde ardından haber...
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?!)
                NECİP FAZIL KISAKÜREK
    15 June
    KAZIM MOLLAwrote:
    <Ben ölünce etsin dostlarım bayram                                                                                                                                                    
    Üst üste tam kırk gün kırk gece düğün!
    Açı doyurmaksa kabirde meram,
    Yemeğim Fatiha,günde beş öğün.
                NECİP FAZIL KISAKÜREK
    15 June

    Trackbacks (1)

    The trackback URL for this entry is:
    http://kardelendilekkincal.spaces.live.com/blog/cns!C6CD8B60DD042FBF!5095.trak
    Weblogs that reference this entry