kardelen's profileஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 16

    DİRENİŞLERE TUTKUN YÜREĞİM...

     

     

     
     

     

       

       

       

      DİRENİŞLERE TUTKUN YÜREĞİM...

       

      Hızla akıp giden zamanın içinde akıp giderken

      hayatım ve ben hıc farkında olmadan

       buyuyuverırken ve dusunmeden yol alırken olume, durduruverıyorum zamanı..

      O durmamakta ınad etse de ben durdurdugumu sanıyorum ıste..

      Silkiniyorum once..

      Sonra dusunuyorum..
      Dusunmeyelı ne kadar da cok olmus..

      Ve ne kadar da cok olmus gecelerı aydınlatmayalı.. Gecenın derınlıklerıne ne kadar da muhtac

      oysa kı yuregım..

      Bir olum provasına yatmısken ınsanlar,

      dırılıgı oynamak ne de guzel..

      Ve oldurenın de dırıltenın de huzurunda durmak..

      Ve yalnızca 'Hayy' olana baglanmak..
      Ölüm ve diriliş arasında bu gece yuregım..

      Zihnim, yasayan olulerle,

      oldü sandıgımız dırılerı tartıyor

      vahıy terazısınde.. Sonra kendısıne dönüyor.. Yasamadıgım her bır ayet ölüm sınyallerı verıyor beynıme..

      Unuttugum, dusunmedıgım, geregını yerıne getıremedıgım -dirilişin kaynağı- kıtabımın her bır öğüdü dırıltmem ıcın

      vesıle oluyor ölü hucrelerımı..
      Şaşkınca bakıyorum ruhumun ölü yanlarına..

       Öylesıne dırılıge asıkken ben,

      nasıl bu kadar ölü olabılırım, sasırıyorum..

      Ve urperıyor yuregım.. Ölümü hiç sevmıyor..

      Ve yakıstıramıyor kendısıne..

       Bu hayatta soluk alıp verdıgı surece

      ve ayrılırken bıle dırı olmayı ıstıyor..

      Rabbının tarıf ettıgı dırılerden olmayı özlüyor..
      Ölü bir toplumda nefes almayı ogrenıyorum once..

      Sonra dırılmeyı bır daha ölmemek uzere..

      Ve sonra dırıltmeyı ogrenıyorum

      ölü bedenleri vahıy ufleyıslerıyle..

      Ayet ayet nefes verıyor, sure sure dırılıs ekıyorum ölü kentlerıme..

      Ve ruhumu hazırlıyorum en guzel dırenıslere..

      Dırılıslere gebe dırenıslere..
      Ve "Ömrumun en hayırlısı son omrum,

      ıslerımın en hayırlısı son ısım,

      gunlerımın en hayırlısı

      sana kavustugum gün olsun..

      " duasını tasıyarak gecelerıme,

      Rabbımın rızasını beklıyorum hayatımda ve

      bir adı da diriliş olan ölümümde..

       Hep diri kalmamız duasıyla..

      [Raziye Nur Tuna -Mecra Dergisi-]

       

       

       Her doğan güneş iner ya akşam sularıyla Gülüm

      Bizi de çağırırlar bir gün Berzah alemine Ölüm
      Yazgımızın akibetidir , matem duyulmaz gülüm
      Kimine firkat olsa da bize şeb_i Aruzdur Ölüm

       

      Copyright ©2008 KARDELEN™

     

     
     
    September 10

    Bana dualarımı ver Rabbim...

     

     

     

     

     

     

                                 

       Bana Dualarımı Ver RABBİM...

     

     

    Yusuf’un kıtlık yılları vurduğundan beri en derin cümlelerime, ben anlaşılmazlıkların dehlizinde boğuldum…
    Bak, inan tükendi tüm kelimelerim. Dilimde bir sükût. Ve kırıldı kalemim…
    Sana nasıl anlatırım, avuçlarımın bile kelimelersiz bomboş kaldığını. Ve nasıl söylerim sana, gecelerimin nidasız, secdelerimin duasız kapkaranlık olduğunu.
    Sahi kelimeler de terkeder mi insanı?
    Ve öylesine vurgun, öylesine durgun yapayalnız bırakır mı?
    Bir Zekeriya imtihanında belki de yüreğim…
    Çaresizliğin, yapayalnızlığın zirvelerinde…
    Ve bir terk edilişin en mahzun, en acıklı yerinde…
    Gözlerim kanıyor biliyor musun? Ve ellerim yanıyor…
    Sen hiç dualarınsız kaldın mı?
    Ve yalvara yakara, için için dualarını aradın mı?
    Yıldızlara sordun mu hiç; gecelerini aydınlatan ve ansızın bir yıldızın kayışı gibi ellerinden ve dilinden kayıp kaybolan dualarını…
    Peki ya ağladın mı? Dilin ısrarla susarken ve yol vermezken kelimelere, bomboş ve çaresiz kalan avuçlarına damla damla hasret akıttın mı?
    İşte ben şimdi, terk edilişin en acısını yaşıyorum günlerimde…
    Ve Zekeriyya’nın garipliğini taşıyorum saatlerime.
    Dualarımsız; öylesine öksüz, öylesine yetim, boynu bükük bir çocuk gibi dolaşıyorum caddelerde…
    Tufan mı yuttu yoksa yakarışlarımı ey Nuh?
    Cahilce davranıp yanlış bir şey mi istedim yoksa Rabbimden…
    Neden dilimde bir sükût…
    Oysa, dualarımsız çöl, dualarımsız kurak ve dualarımsız yangınlardayım.
    Süleyman! Söyle rüzgara, tüm çağlardan toplasın da getirsin bana, en güzel duaları…
    Söyle rüzgara ki, dua dua essin yüreğime. Bedir, Uhud ve Hendeğin en yaman yiğitlerinin cennet kokan dualarını üflesin ellerime…
    Ve Meryem! Sessizliğini boz da, umut söyle Zekeriyya çaresizliğime…
    Dilediğini hesapsız rızıklandırandır O, de… Dilediğine duaları da hatırlatandır. Bana dualarımı geri ver Rabbim… En güzel kelimeleri öğret yüreğime.
    Ben sana dua etmekle hiç mutsuz, bedbaht olmadım ki Rabbim…
    Asıl dua etmediğimde mutsuzluğu yaşadım ve bedbahtlardan oldum.
    Bana dualarımı ver Rabbim!
    Avuçlarıma yağdır rahmetini…
    Ve dilime kondur en kabul olunacak heceleri
    Bana dualarımı ver RABBİM...
                

    Raziye Nur Tuna   

     

     

     

    Simdi sukut limanlarina demirledim gemilerimi.
    Sadece bekliyorum.
    Günesin dogusunu nasil beklerse yüce daglar, yagmurun
    yagisini nasil beklerse çiçekler, öylece hasret gemilerimi
    ask denizine indirecegin ani bekliyorum.
    “Beklemek sabretmektir”. Dedi ustam, “kalbim üstüne ” dedim,
    büküldü boynum.
     

     

    http://kardelendilekkincal.spaces.live.com/