kardelen's profileஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 29

    Acı Vurdu Lisanı, Ondan Geriye Susmalar Kaldı...!

     

    Biz bir yerlerdeyiz.
       Hayat bir yerlerde.
       Bambaşka yollarda akıyoruz.
       Bazen karşılaşır gibi oluyoruz.
       Ama çabuk kaybediyoruz.
       Farkında olmadan, farkına varamadan sadece akıyoruz.
       İnsan, mekân, zaman, eşya, su akıyor.
       Suyun farkına varamadan abdestler akıyor.
       Nimetin farkında olamadan öğünler akıyor.
       Yolu fark edinceye kadar adımlar tükeniyor, nice şehirler geride kalıyor da

        hiçbir şehre varamıyoruz. Biz bir yerlerdeyiz, hayat bir yerlerde. 
    Elvida Ünlü 

    Unutmayın Kİ; Her Abdest Bİr Yemindir aslında…
    Bu Eller bir daha Harama günaha Uzanmayacak!
    Bu ağız Harama açılmayacak!
    Bu dil bir daha kötüyü söylemeyecek, iftira etmeyecek, yalan söylemeyecek,dedikodu yapmayacak!
    Bu burun yeni arzuların peşinde koşmayacak!
    Bu Kollar Harama sarılmayacak!
    Bu gözler Harama bakmayacak!
    Bu beyin kötüyü Planlamayacak!
    Bu Kulaklar harami duymayacak!
    Bu Ayaklar Harama Adim Atmayacak!
    söz veriyorum Allah’ım!
    Evet itiraf ediyorum bunları yaptım,affet!
    Temizle, arıt beni, Sen temizlemezsen Ben temizlenemem!
    Bana Yardim Et, Beni Temizle , Beni Arıt!
    Her Abdest Bu Anlama gelir
    Ya da gelmeli
    Farkında mıyız?
    Abdest mi alıyoruz?
    Yoksa El yüz mü yıkıyoruz?
    Abdest Ruhumuzda Beynimizde böyle Algılanıyor mu?
    Yankılanıyor mu?
    Eğer Abdest böyle Alınmışsa Uzakta Değil Hemen evinizin önünde,
    Çok yakınınızda, hatta evinizin içinde
    İstediğinizde Hemen bulabileceğiniz
    Arıtıcı, Temizleyici, durulayıcı Bir Nehir bulursunuz
    Böyle bir nehirde günde beş kez yıkananda
    Kirden,Günahtan Eser kalır mı?
     
     
       
     
     
    June 09

    GÖZDEN SÜZÜLEN BIR DAMLA YAŞTIR DUA...

     

    Yürekten kopup gelen niyaz,edeple eğilen baş ve gözden

    Süzülen bir damla yaştır dua... 

    Sonsuz Kudret ve Merhamet Sahibinin kapısında heyecan,

    Ve umutla bekleyiştir dua..

    Karşılıksız ,sınırsız verilmiş nimetlere teşekkürdür dua..

    Dostun dosta,sevenin sevgiliyle muhabbetidir dua..

    Dünya gurbetinden gerçek sılaya yöneliştir dua..

     
     

    Durun! Korkuyorum...

     

    Ne zaman sabahın buz gibi sessizliğinde bir salâ duysam,

    kendi adımın ilânını düşünüyorum.
    Ölümü hatırlamam için tek sebep değil artık, yeni bir cenaze görmek…
    Saçlarımın beyazlığı ürkütüyor beni…

    Buruşuk ellerimin yorgunluğu, titrek bedenimle bir olup bana zamanı hatırlatıyor.

    Zamanın tükendiğini…
    “En sevdiklerim yaşlılardır, anlamazlar bir şeyden…”

    diyerek yanımda muhabbete dalıyor ve kırılan kalbimden habersiz,

     beni yine kendi hâlime bırakıyorlar…
    Bilmiyorlar, yaşlılık bana çocukluğumu armağan ediyor…

     Yeniden doğduğum günü hatırlamaya çalışıyorum, yaşım neydi, hatta belki adım neydi?!

    Ağır adımlarla yürümek bana, emekleyen bebekliğimi yeniden yaşatıyor.

     Ellerimi, ağzımı başkaları yıkıyor…

    Ben izliyorum…
    “Sus!” derlerse susuyor, kızarlarsa boynumu büküyorum…

    Bebekleri izliyorum; gözlerim doluyor, kendimi görüyorum onlarda…

    Herkes bedenimdeki acılara ağlarım sanıyor.

     Bense bitmiş olan geçmişim ve nasıllığını bilmediğim geleceğime ağlıyorum.

    Sonsuzluğu tesellim yapmak istiyorum, ama korkuyorum..
    Yüzlerindeki kırışıklıkları, hayallerine yaklaştırmayan aynadaki yüzlere bakıyorum. Sonsuzluğun şahikalarını kendilerine hiç yakıştıramıyorlar…

    Kızıyorlar çıkarlarına dokunanlara ve

    yanlarında olmayanlar için savuruyorlar iddialı cümlelerini…

     Dedikodunun tadı damaklarında, kırıp geçiriyorlar kalpleri…
    Ve “Durun!..” diyorum onlara, “Durun, ben korkuyorum!..

    Çünkü sonsuzluğun ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum!”

    Ama yüreğimin içlerindeki bu sancılı cümleleri kimseye duyuramıyorum…
    İhtiyar olmak zor gelmiyor bana...

    Hep yaşlı bir hayat geçirmişim gibi davranan,

    şimdiki çökmüşlüğümle beni damgalayan sevdiklerim de değil içimi acıtan…

     Sırtımda taşıdığım, geçmişi günah dolu yüklerim zorluyor beni…

    Bir Allah kelâmını hatırlamadan belki de haftalarım geçip gitmişti.

    Yaşadıklarıma olan isyan dolu cümlelerim sarıyor etrafımı şimdi…
    Bütün bunlar olup biterken, gözlerimden yaşlar süzülürken,

    yaşadıklarımın ve yaşayacaklarımın hesabının

    bunlardan ibaret kalmayacağını fark ediyorum.

     Ben yavrularımın yüreklerindeki o kocaman boşluktan sorumluydum.

    Allâh’ı anlatmadığım her sahne için başrol oyuncusuydum.
    Yine ruhumla yüzleşmelerime döndü içim…

    Geç de olsa tevbeleri keşfetmiştim…

    Duâ etmek için ellerimi semâya doğru açtığımda,

    buruşuk ellerim kadar geç kaldığımı fark ettim.
    Ama yine de O’nun merhametin yaratıcısı olduğunu yüreğime îlân ettim.
    Ve son nefesim için geç kalmamayı, korkularımdan uzak,

     yalnızca O’ndan istedim…

    Fatma Aladağ

     

     

    GÖZDEN SÜZÜLEN BIR DAMLA YAŞTIR DUA...

    Copyright ©2009 KARDELEN™  

     

    June 06

    Aşkımın tahtına oturan, Naz Makamının Efendisi (S.A.V.)...

     
     
      
     
     

      ALLAHIN EN ÇOK SEVDİĞİ AMELLERDEN
    "SEHERLERDE NİYAZ"

    Nice kutlu beyanlar, gece ibâdetine teşvik etmiş ve onun faziletlerini füsunkâr ifadelerle dile getirmiştir.
    "Allah'ın has kulları, gecelerini Rablerine secde ve ibâdet ederek geçirirler."
    "Geceleyin teheccüd namazı kıl ki Allah seni Mahmudlar makamına yükseltsin."
    "Rahmet kapıları gecelerde açılır."
    "Ey Cebrâil, ümmetimin Rabbime arz edilen amelleri içinde, Allah Taâlâ'nın en çok sevdiği ameller hangileridir?" diye sordum.
    Cebrâil Aleyhisselâm ağlıyordu.
    "Ey Muhammed! Ümmetinin amellerinden Allah'ın en çok sevdiği, seherlerde ağlama ve inlemeleridir." dedi.
    Mutluluk, huzur ve itminan sermayesidir zikir ile aydınlanan geceler. Halktan ayrı, Hak ile–dost ile hemdem olma gecelerdedir. Gece âşıkların dertbaşı, âriflerin sırdaşı, hüşyâr gönüllerin sertâcıdır. Çok uyku gaflet ve gafletle geçen ömür hederdir. Âşıklara, hüşyar gönüllere ve yanık dil'lere seherlerde uyku haramdır. Geceler, âşıkların sönmez güneşidir.
    Rabbânî tecellîler, feyizler, rahmetler, lütuflar, rızıklar ve bereketler seherlerde saçılır. Canân aşkıyla yananların, "dertli ciğerin dağlayanların" günahlarına ağlayanların, cehennemi söndüren göz yaşları seherlerde ceyhun olur. Ağlamayan, ağlamayı bilmeyen, ağlanacak hallere gülenlerin bir yanında noksanlık, "duygularında bir eksiklik var demektir." Allah Resûlü Aleyhisselâm:
    Yaşarmayan gözden, ağlamayan özden, duymayan ve duygulanmayan kalbden, doymayan nefisten Allah'a sığınmıştır. Günahlarına ağlayan, karalar bağlayıp yaş dökenlerin gözyaşları cehennemin kükreyen alevlerini söndürür. Kevserlere değişilmeyen o yaşlar.
    O gözyaşıdır ki "ondan daha içten, daha berrak, daha inandırıcı bir lisan olamaz." Göz yaşları kalbin sonsuz dillerinden fasih ve beliğ bir dildir. "Allah'a vâsıl eden adımlar kalbin adımlarıdır. Bunlardan birincisi zikir ise, ikinci adım gözyaşıdır." O kalbi arındıran, günahları yuyan ve gönül kirlerini temizleyen gözyaşları.
    Dört bir yana göz kırpan, tebessümler dağıtan ve Muhammedî kokular saçan güller ve çiçekler o ruhanî seherlerde açılır.
    Hak erenler, Hakka erenler, kerem ve ihsan goncaları derenler seherlerde erdiler. Az yemek, az uyumak ve az konuşmakla kemâle erip velâyete girdiler. Nice eleklerden elenip, nice deryalar geçtiler.
    Uykuyu mezara sakla ve kalbinin nurlanmasını seherlerin nurlu dakikalarında yapacağın tazarrûda, âh u efganda, ve sana âşık olan seccadene döktüğün gözyaşlarında ara.
    Ey Âdemoğlu, kalbinin cilâlanmasını, temizlenip arınmasını ve ilâhî tecellilerle nurlanmasnı istiyor... Bunca gaflet ve bunca uykuyla nasıl olacak ki ?...

    SEHERLERDE ESER BÂDÎ

    Seherlerde eser bâd–i tecellî /Uyan ey gözlerim vakt–i seherde,
    Açılır gonce–i ihsân–ı küllî / Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
    İ.Hakkı (k.s.)
    Tecelli bağına girmek dilersen /Hakikat güllerin dermek dilersen
    Cemâl–i Hazreti görmek istersen/Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
    İ.Hakkı Bursevî

    Zamanların elmas parçasıdır seherler. Âşıkların göz yaşlarıyla ibadette, duâda ve niyazlarda oldukları, şevkle doldukları lâhûtî anlardır seherler. İlâhî füyuzâtın sağanak sağanak yağdığı, hüşyâr gönüllere ağdığı, duâların perdesiz, engelsiz Mevlâ'ya ulaştığı demlerdir seherler.

    Salihlerin, âşıkların, "bağrı başı yanıkların", cihad–ı ekber kahramanlarının vuslat ânıdır seherler. "Zâkir ve zâkirelerin, şâkir ve şâkirelerin, yetim ve öksüz yavruların", gözyaşlarıyla gecelerine renk katanların; "ellerini İlâhî dergâha, gönüllerini Mevlâ'ya açtıkları" andır seherler. Mazlumların, mağdurların, makhurların çaresizliklerini Aziz, Hakîm ve Cebbâr olan Allah'a arz ettikleri demdir seherler.

    Zerreden küreye bütün bir kâinatın, derman diye feyad eden hastaların, hayvanatın, nebatatın, ah u efgân eden bülbüllerin Cenab–ı Hakkı, mâ'bûdu bi'l–Hakk'ı zikirle, tevhid ile coştuğu kutlu zamandır seherler.
    Günahlarına ağlayan, Allah korkusuyla ürperip titreyenlerin döktüğü göz yaşlarına müştak, secdeli başlara âşık seccadesi başında, haşyet içinde inleyip duran bir gönülle:
    "Kaçak kulun günahlarını itiraf ederek Sana geldi. Eğer lütfeder rahmet ve mağfiret kapını açarsan bu Senin keremindir, şanındandır. Şayet kapından kovarsan, başka kapı yok ki, kime ve nereye gideyim Sultanım!"
    "Sultana sultanlık, nitekim gedaya da gedalık yaraşır. Cihanlar Sultanı, canların cânı Sensin Allah'ım!" Niyazları ile, gözyaşları ceyhun olanların ümit kapısıdır seherler!..

    Haydâr–ı Kerrâr'ın ifadesiyle Rahmetulahı Aleyh:
    "Ey Rabbim! Nimetlerini değiştiren, ümitsizliğe sebep olan, ismet perdesini yırtan, duâların kabûlünü engelleyen, belâları getiren işlediğim bütün günahları ve hataları bağışla!"
    "Allah'ım! Beni azaba atman Sana bir şey kazandırmaz. Beni affetmenle rahmetinden bir şey eksilmez."
    Allah'ım! Silâhı ağlamak ve sermayesi ümit olan şu kulun senin kapına geldi. Eğer af ve merhamet edersen bu senin şanındır. Eğer bağışlamazsan hangi kapıya gideyim?"

    "Yok mu günahlarının affını isteyen, yok mu Allah'tan bir dileği olan." Yok mu kalbî ve ruhî yaralarına deva isteyen...İlâhî dâvetleri ile, âsilere, mücrimlere, şefkat ve lütûf elinin uzandığı, İlâhi ziyafette ruhların doyurulduğu, gönül yaralarının tedavi bulduğu anlardır seherler.
    "Ehli dünyanın, makam mevki ve şöhret düşkünlerinin derin uykuya daldığı, Allah dostlarının sıcak yataklarını terk edip zikirle hemhal olduğu nurlu demlerdir seherler.
    "Ey meleklerim şu kuluma bakın sıcak yatağını terkedip bana duâ ve niyazda bulunuyor. Sizi şahit tutarım ki ben o kulumu bağışladım" kutsî müjdesinin verildiği andır seherler.
    "Sinesinde aşk taşıyan, seven ve sevilenlerin, "yaratandan ötürü yaratılmışa sevgi" duyanların, bu sayede Arşın gölgesinde gölgelenme şerefi kazananların muhabbetle dolup taştığı andır seherler.

    Kâinâtın Serveri Aleyhisselâm:
    "Cennette öyle köşkler vardır ki, içi dışından, dışı içinden görünür.
    Yüce Allah, onları sözü yumuşak söyleyen, yemek yediren ve gece kıyama kalkıp namaz kılanlara hazırlanmıştır." buyurur.
    "Kişi için gecelerde– seherlerde– kıldığı iki rek'at namaz, dünya ve dünyadakilerden daha hayırlıdır." Velîlerden Bağdat'lı Cüneyd'i vefatından sonra keşif ehli görmüş ve ne haber var diye sormuş:
    Hazret şöylee cevap vermiş:
    "Gecelerin karanlığında, seherlerde kıldığım (2 rek'at) namazdan başka şey fayda vermedi." (mâ nefeanâ illerrekeât) buyurmuş.
    ***
    İbadet hayatının zirvesinde önemli bir yer tutan zikrin seherlerde tadı doyumsuzdur.
    "Haberiniz olssun ki kalbler ancak Allah'ı zikretmekle rahat ve huzura erişir, olgunlaşır." (Ra'd: 28)
    "Beni zikrediniz ki, ben de sizi zikredeyim." (Bakara: 152)

    "Her şeyin bir cilâsı vardır, kalblerin cilâsı da Allahı zikirdir."
    "Allah'ın azabından zikrullah kadar uzaklaştırıcı bir şey yoktur."
    "Zikir ehlinin ganimeti cennettir."
    "Hiçbir sadaka Allah'ı zikir etmekten daha faziletli değildir."

    "Ey merhamet edicilerin en merhametlisi! Herkes gecenin şu saatinde sevgilisi ile başbaşa kaldılar. Benim Senden öte bir sevgilim yoktur. Düğünüm Seni zikir, nikâhım emirlerine teslimiyyettir. Beni başka kapılara muhtac eyleme!" Niyazlarının gözaşlarıyla arş–ı âlâyı titrettiği andır seherler.

    Kalp fakirliği, aşk mahrumiyeti ve muhabbet yoksulluğu içinde, "müstekbir ve müstevliler ile başa çıkılamaz," fetihler yapılmaz. Seherlerimizi ihya ederek, gönül dünyamızı aydınlatmaya çalışalım. "Gönüllerin kâl ile değil hâl ile, hâlin ise ancak, ihlâsla, salih amelle kazanılabileceğini bilelim. Kafamıza ayırdığımız zamanın bir miktarını da kalbimize ayırmayı ihmal etmeyelim."
    Değeri sonsuz seherleri uykulara kaptırıp "gönül nimetlerine hasret kalmayalım." Zikirsiz geçen günler, sehersiz geceler hederdir, kıymayalım.

    "Seherlerde kalkmaz mısın,
    Uykulara kanmaz mısın
    Sen Allah'tan korkmaz mısın
    Uyan seher vakti uyan."

    İbrahim Koç

     
     

      

    Aşkımın tahtına oturan, Naz Makamının Efendisi (S.A.V.)…
    Dünya insanının sana muhtaç anları, nisan sabahlarıydı.

    Olmadığın iklimlerin yağmurları bulanıktı.

    Ötelerden bir Rahmet düşmüyor, gönül yamaçları baharı bilmiyordu.

    Kainata teşrifinle gönüller cennet yamaçlarının rengini aldı.

    Ve hayat çeşmesinin ufukları damla damla görünmeye başladı.
    Ne büyük şerefti Sen’i bilmek!..
    Sen’i bize bildiren Rab’be şükürler olsun…

    Copyright ©2009 KARDELEN™  

     

    Büyük kalpler, büyük binalar gibidir; daima kendilerini gösterirler...

     
    “Korkma! Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
    Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz yürürüz.”
    (M. Akif Ersoy)
    (M. Akif Ersoy)
     
     
    Çetin Yolların, Metin Yolcuları...
     
    Yolcu yolunda gerek..
    Sırat-ı müstakim olsa dahi yolun, yürümezsen seni bir yere götürmez!
    Meskenetin çukurunda kalakalırsın,
    Bir arpa boyu dahi yol alamazsın…
    Çetin yolların, metin yolcuları olur; yol yolcusuz kalmaz.
    Her yürüyüşün bir makamı vardır.
    Sen, doğru makamda yürümezsen başka yiğitler yürür.
    “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini Allah’a satar.”
    (Bakara: 20 )
    Donan, donanamaz;
    Donmadan, donan!
    Düzgün hamleler yap; emin bir zemin üzerinde yürü; devingen ve direngen ol.
    Âtıl kalma; âtıl kalan, bâtıl olur. Yolda duran yoldan çıkar; çıkarları yol edinir…
    Fecir yakındır, yakinin varsa.
    Letafet ve metanetle yürürsen perde perde karanlıklar yırtılır;
    altın saçlı sabahlar tüllenir ufkun yaslı yanaklarında…
    Herkes yüreği nispetince yürür.
    Zaman, yürekleri test etme zamanıdır.
    Yola revan ol, yokuşları aşmaya azmet.
    Yılmadan, yorulmadan zirvelere geril.
    Yolun, yönün belli, yar için terk-i diyar eden yiğitleri anımsa.
    Bunu önemse; meşakkatler şevkini kırmasın.
    Yalpalamadan yürü! Yürüyüş şanlı bir duruştur, duruluştur, doğruluştur.
    Yürüyen büyür; büyüleri bozar,
    Zengin dünyalara açılır,
    Engin ufuklara varır.
    “… Yollarımızı onlara açarız...” (Ankebut/63)
    “... Rabbinden gelen nurla yoluna devam eder. (Zümer/22)
    İlahi lutfa mazhar ol! Zafer, seferin meşakkatlerini göğüsleyenlerindir.
    Bu yolda mağlubiyet dahi galibiyettir.
    Dik dur, yolun dik/enlerine aldırma; mukavemet et, kutlu seferin neferisin.
    Yola koyul!
    Yürüyen varır, var olur, varlığına anlam kazandırır…
    Ve’l akıbetu li’l muttakiyn!...
    Nesip Hiçyılmaz