Profiel van kardelenஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...Foto'sWeblogLijstenMeer ![]() | Help |
|
29 december ALLAH-I ZİKR EDENLERE MUHBBET16 december TESPİHİN FAZİLETİ Abdullah İbn-i Abbas(r.a.) şöyle anlatır:Allahü Teala arşı yaratınca meleklere onu taşımalarını emretti.Onu yüklenmek meleklere ağır geldi.Bunun üzerine Allahü Teala onlara şu emri verdi:''Sübhanallah'' deyiniz.Melekler ''Sübhanallah'' deyince onu yüklenmek onlara hafif geldi.Ve onlar yıllar boyu ''Sübhanallah'' dediler.Hz. Adem (a.s.)yaratıdıktan sonra aksırdı.Allahü Teala ona ''Elhamdülillah'' demesini ilham etti.Hamd edince, Allahü Teala ona şöyle buyurdu:''Yerhamukellah:Rabbin sana merhamet eder.Seni bunun için yarattım.''Hz. Ademin cümlesini duyan melekler dediler ki : Bu bizim için ikinci güzel ve şerefli kelimedir.Onu bırakmamız doğru olmaz.Bundan sonra:Sübhanallah,Elhamdülillah'' demeye başladılar.Allahü Teala Hz. Nuh (a.s.)' a halkına anlatmak üzere:''Lailaheillallah'' Kelime-i Tevhidi ni söylemelerini vahy etti.Ancak bu şekilde onlardan razı olabileceğini anlattı.Bunu duyan melekler dediler ki:Bu da güzel, şerefli bir kelime bunu bırakmak da biz yakışmaz.Ve dualarına bunuda eklediler.Senelerce ''Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallah...'' dediler.Hz. İbrahime (a.s.) Allahü Teala kurban emrini verdi.Kurban için kendisine bir koç gönderildi.Koçu görünce sevindi; ''Allahü Ekber'' dedi.Melekler bunu duyunca:Bu, dördüncü güzel bir kelimedir, dediler ve dualarına eklediler.Bundan sonra hep şöyle dediler:''Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber'' Cebrail(a.s.) bunu hikaye edince Rasülillah (s.a.v.)'ın hoşuna gitti.''la havle vela kuvvete illa billahil-aliyyi'l azim.'' dedi.Bunu duyan Cebrail (a.s.) şöyle dedi:Bu cümleyi de öbürlerine ekle.İsrafil (a.s.) Peygamber Efendimize (s.a.v.), bir kimse''Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber.Vela havle vela kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim.''tesbihini bir defa okursa Allahü Teala ona beş haslet ihsan eyler:
1-Allah(c.c.) onu çok zikreden zümre arasına yazar.
2-Gece ve gündüzde kendisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.
3-Bu tesbihler, onun için cennette dikili ağaçlar olur.
4-Bu tesbihler, o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.
5-Allahü Teala onu gözetir.Allahü Teala bir kimseyi gözetirse ona azap etmez.
RABBİM HEPİMİZİ ONU ZİKREDENLERDEN EYLESİN....(AMİN)
12 december GEL , NE OLURSAN OL YİNE GEL.....![]() Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum Biri benden bundan başkasını naklederse Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim... Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir... Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak ister. ![]() MEVLANA 'nın YEDİ ÖĞÜTÜ Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün...
Ya göründüğün gibi ol...
![]() 09 december ISTIRAPYaşlı bir usta,çırağının sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Hayattaki hiç bir şeyden mutluluk duymayan çırak tuzu alıp döndüğünde, ustası ona bir avuç tuzu bir bardak suyun içine atarak içmesini söyledi.Çırak yaşlı adamın söylediğini aynen yaptı,ama tuzlu suyu içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.''Tadı nasıl?''diye soran yaşlı adama öfke ile ''Çok acı!'' diye cevap verdi. Yaşlı Usta anlamlı bir şekilde gülerek çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.Hiç bir şey söylemeden sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü.Ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atarak gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken yaşlı usta aynı soruyu tekrar sordu:''Tadı nasıl?'' ''Ferahlatıcı!'' diye cevap verdi genç çırak.''Tuzun tadını aldınmı?'' diye sordu yaşlı adam.''Hayır'' diye cevapladı çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam,suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:''Hayattaki ıstıraplar tuz gibidir; ne azdır ne de çoktur.Onun miktarı hep aynıdır.Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır.Dertli ve acılı olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.
07 december HEP BERABER AĞLAYALIM![]() Gelin hep beraber ağlayalım.. Hakkını veremeden eda edilen namazlarımıza ağlayalım.. Hakkını veremeden eğilip kalkmalarımıza ve bunlara namaz deyişimize ağlayalım& Aşıkla mâşuk misali ALLAH(c.c.) ile kulun buluşma noktası olan secdelerimizin ve seccadelerimizin hakkını veremeyişimize ağlayalım.. Günde en az beş defa sunulan af piyangosunu kaçırdığımıza ağlayalım..Her bir namazda bütün günahlarımızdan arınma fırsatını kaçırdığımıza ağlayalım.. Uykunun kollarında gaflet içinde geçen zamanımıza ağlayalım.. Gaflet ile geçirilen ve boşa giden günlerimize ağlayalım.. Her gün onca hadise karşısında ürpermeyen kalplerimize ağlayalım.. Dünyaları yutsa da doymayan nefislerimize bende oluşumuza ağlayalım Dua edin icabet edeyim diyen Rahman ve Rahim olan Rabbimize karşı dua etmeyişimize ağlayalım.. İsteyin vereyim diyen Rabbimize karşı sanki hakkında vaadinden dönmesi söz konusuymuş gibi, Ona güvensizliği işmam eder tarzda Ondan kamil iman, tam ihlas ve takva istemeyişimize ağlayalım.. Hiç ölmeyecekmiş gibi, toprak altına girmeyecek ve hesap vermeyecekmiş gibi yaşayışımıza ağlayalım.. Kalbim temiz deyip her türlü fecaati işleyip kendimizi avutmamıza ağlayalım.. Evladımızın bizden, bizim de onlardan kaçacağımız günün gelip çattığı zaman keşkelerin hiçbir faydası olmayacağını bu dünyada anlamadan göçüp gideceğimize ağlayalım.. Her gün gözümüzün önüne serip sergilenen onca ibretlik hadiseler karşısında başımızı devekuşu gibi kuma sokup değişmeyen hakikat olan ölümü kendimizden uzak görüşümüze ağlayalım.. Ölenle ölünmez canım deyip üç gün sonra şen-şakrak şarkılar türküler söyleyip gafletle geçen ömrümüze ağlayalım.. Günahı günah bilmeden ve ona tevbe edemeden günahlarımızı yüklenip huzur-u İlahiye gitme tehlikesinden bîhaber yaşadığımıza ağlayalım.. Dağlar cesametindeki günahlarımızı gördüğümüzde ben bu günahları ne zaman işledim Ya Rab diyeceğimiz o günden bîhaber yaşadığımıza ağlayalım.. vesselam.. ![]() 06 december DOSTLAR VARDIRDostlar Vardır! ![]() Olmasa da olur dediğimiz insanlarla doludur hayatımız. Tanıştığımız,selamlaştığımız, klasik cümlelerle iletişim kurduğumuz, yanıtlarını merak etmediğimiz sorular sorduğumuz... İyi insan olmadıkları için mi uzak dururuz onlardan? hayır, hiç sanmıyorum. Gönülde biter her şey; akla yararlı gelse de samimi bir ilişki, gönlün hayır dediğine ısınmak mümkün olmaz. İster dünyanın en yakışıklısı, ister en güzeli olsun, ister en zengini, ister en komiği; ne yapsa nafile; yüreğine ulaşamaz. Başkası için özel olan, senin gözünde dünyanın en sıradan insanıdır ve yüzüne bakmaz kimisi vazgeçemediğim dediğinin... Gönlümüzdür hükümdar, kime ne paye vereceğini o belirler. Kimine dost, yar, kimine tanıdık, arkadaş, deyip çıkar işin içinden... Özünde iyi olduğuna inansam da insanların, herkesi sevemem onun yüzünden... Hem, kalabalıktan da hoşlanmaz zaten; sevginin, sevdiklerinin hakkını vermek ister. Sonuçta, sevmek büyük bir sorumluluktur; emek vermek gerekir, ilgilenmek... Sevdiğim her insanın yaşamına bir anlam katmalıyım; zorlu ve vazgeçilmez bir serüven olmalı; dost dediğim insanlarla aynı zaman dilimini paylaşmak! Hani, bilirsiniz işte! dostlar vardır çiçek gibi; koklar koklamaz alır götürür bütün yüklerinizi... Evsizseniz ya da odun kömür bulamıyorsanız yakmaya; uzundur kış geceleri... Dostlar vardır soba gibi; yüreğindeki ateşle ısıtır ellerinizi... Dostlar vardır; fırtınada sığınak, güneşte gölge; yanarken buz gibi su dökmez üstünüze; aksine, harlandırır ateşi; bilir ki, yanmayanı hiçbir şey söndüremez. Dostlar vardır, yıldız gibi; hava kapalıyken bile, kapkara bulutların bekçisidir gökyüzünde... Dostlar vardır, arada bir uğrayıp alt üst eder yaşamınızı; dili zehir zemberek, bakışları keskindir. Dostlar vardır gül gibi; sarılırken yaralanmayı göze almanız gerekir. Hani, kiminin yoluna halı sersen kâr etmez; dostlar vardır, minder de kafi gelir; sen olursan fark etmez. Dili rakısız çözülmez kiminin, muhabbeti çekilmez; dostlar vardır, efkarının sebebi bir bardak demli çaydır. Dostlar vardır; omzu her derde devadır. dostlar vardır; iyi bir öğretmen gibi, nasıl sorulacağını öğretir. Dostlar vardır dağ gibi vakur; toprak kadar bereketli, mert... Dostlar vardır; ney gibi hüzünlü, saz gibi asi; şiir kadar büyük... Dostlar vardır türkü gibi; her zaman söylenmeseler de her daim içinde taşır sevdasını; yangınını bulaştırır bir gönülden diğerine... Dostlar vardır baki; tanıştığın gün doğar, yittiği gün ölürsün! Zamana ve darbelere; yollara ve hasretlere dirençli... Dostlar vardır; yüreğine kök salmış bir çınardır; hiçbir şey deviremez; Gönülden gönüle kurulmuştur köprüler; ne yaşansa atılamaz! dostlarımız vardır bizlere benzerler biraz... İşte böyle dostlardır; her şeye lanet ettiğin günlerde bile, yaşamını güzel kılan... gönül, her yerde onları arar. Ve bulduğunda haber gönderir bize; bir sıcaklık yayılır yüreğimize! ....... Bunda bir iş var deriz, takılırız peşine...dost olalım gönlümüzle! ..... 04 december DOSTLAR IRMAK GİBİDİR
İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
01 december ONLAR BİZİM HERŞEYİMİZİmandan sonra birinci vazifemiz ana-babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabul olmaz. Müslüman doğmamıza ve müslüman yetişmemize sebep olan ana-babamızın kalbini kırarsak Cennete girmemiz düşünülebilir mi? Müslüman ana-babamız, bizden razı olmadıkça, Allahü teâlânın sevdiği kulu olmamız çok zordur. İyilik ederek rızalarını almaya çalışmalıdır! |
|
|