Profiel van kardelenஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...Foto'sWeblogLijstenMeer Extra Help

Weblog


    29 december

    ALLAH-I ZİKR EDENLERE MUHBBET

     

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us
    Bir Hadis-i Şerif'te şöyle buyurulmaktadır:Cenab-ı Hakk'ın amelleri yazan meleklerinden başka,yollarda dolaşarak ALLAH'ı zikredenleri arayan melekleri vardır.Zikirle meşgul olan bir topluluk bulurlarsa bulanlar diğerlerini''Geliniz aradıklarınız burada'' diye çağırırlar ve zikredenlerin etrafını çevirir ve onlarla sema arasını doldururlar.Zikredenler dağılıp melekler semaya gittiklerinde, kullarının haline vakıf olan ALLAH'u Teala sorar ve meleklerde cevap verirler:''Benim kullarımı nasıl buldunuz?''Melekler:''Hamd ve Sena ediyorlar.Zatı Sübhaniyeni tekbir,taz'im, tesbih ediyorlar.''ALLAH (c.c.)Buyurur:''Onlar beni gördüler mi?''Melekler:Hayır görmediler.''ALLAHU TEALA:''Eğer görselerdi ne yaparlardı?''Melekler:Daha ziyade hamd,tazım ve tekbir ederlerdi.''ALLAHU TEALA:''Onların benden talebi nedir?''Melekler:''Cennet isterler.''ALLAH (c.c.):''Onlar cennetimi gördüler mi?''Melekler:''Hayır.''ALLAHU TEALA:''Görseler ne yaparlardı?''Melekler:daha çok talep eder ve arzuları artardı.''Melekler:''Yarabbi,Onlar cehennemden korkar ve senden kendilerini cehennemden korumanı isterler.''ALAHU TEALA BUYURUR:''Onlar cehennemimi gördüler mi?''Melekler:''görmediler,ALLAHU TEALA:Görseler ne yaparlar dı?''Melekler:''Ondan kurtarmanı çok istereler ve cehennemden kurtulmak için daha çok gayret ederlerdi.''Ve ALLAHU teala meleklere :''Ey meleklerim! Şahit olun,zikir meclisinde olanların hepsini mağfiret eyledim''buyurur.Melekler:''Yarabbi, meclise filan kimse zikir için değil, dünyalık bir menfaati için gelmişti.'' derler.ALLAHU teala:'' Ben, 'beni zikredenlerle beraberim hükmünce' onlar benim meclisimde bulunanlardır;onlarla oturan şaki(bedbaht)olmaz.'' buyurur.

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us

    16 december

    TESPİHİN FAZİLETİ

       
    le_inen_nur
     Abdullah İbn-i Abbas(r.a.) şöyle anlatır:Allahü Teala arşı yaratınca meleklere onu taşımalarını emretti.Onu yüklenmek meleklere ağır geldi.Bunun üzerine Allahü Teala onlara şu emri verdi:''Sübhanallah'' deyiniz.Melekler ''Sübhanallah'' deyince onu yüklenmek onlara hafif geldi.Ve onlar yıllar boyu ''Sübhanallah'' dediler.Hz. Adem (a.s.)yaratıdıktan sonra aksırdı.Allahü Teala ona  ''Elhamdülillah'' demesini ilham etti.Hamd edince, Allahü Teala ona şöyle buyurdu:''Yerhamukellah:Rabbin sana merhamet eder.Seni bunun için yarattım.''Hz. Ademin cümlesini duyan melekler dediler ki : Bu bizim için ikinci güzel ve şerefli kelimedir.Onu bırakmamız doğru olmaz.Bundan sonra:Sübhanallah,Elhamdülillah'' demeye başladılar.Allahü Teala Hz. Nuh (a.s.)' a halkına anlatmak üzere:''Lailaheillallah'' Kelime-i Tevhidi ni söylemelerini vahy etti.Ancak bu şekilde onlardan razı olabileceğini anlattı.Bunu duyan melekler dediler ki:Bu da güzel, şerefli bir kelime bunu bırakmak da biz yakışmaz.Ve dualarına bunuda eklediler.Senelerce ''Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallah...'' dediler.Hz. İbrahime (a.s.) Allahü Teala kurban emrini verdi.Kurban için kendisine bir koç gönderildi.Koçu görünce sevindi; ''Allahü Ekber'' dedi.Melekler bunu duyunca:Bu, dördüncü güzel bir kelimedir, dediler ve dualarına eklediler.Bundan sonra hep şöyle dediler:''Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber'' Cebrail(a.s.) bunu hikaye edince Rasülillah (s.a.v.)'ın hoşuna gitti.''la havle vela kuvvete illa billahil-aliyyi'l azim.'' dedi.Bunu duyan Cebrail (a.s.) şöyle dedi:Bu cümleyi de öbürlerine ekle.İsrafil (a.s.) Peygamber Efendimize (s.a.v.), bir kimse''Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber.Vela havle vela kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim.''tesbihini bir defa okursa Allahü Teala ona beş haslet ihsan eyler:
         1-Allah(c.c.) onu çok zikreden zümre arasına yazar.
         2-Gece ve gündüzde kendisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.
         3-Bu tesbihler, onun için cennette dikili ağaçlar olur.
         4-Bu tesbihler, o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.
         5-Allahü Teala onu gözetir.Allahü Teala bir kimseyi gözetirse ona azap etmez.
     
     
    RABBİM HEPİMİZİ ONU ZİKREDENLERDEN EYLESİN....(AMİN)
     
     
     
    12 december

    GEL , NE OLURSAN OL YİNE GEL.....

    Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
    İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
    Bizim dergahımız,
    umitsizlik dergahı değildir,
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

    Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim
    Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum
    Biri benden bundan başkasını naklederse
    Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim...


    Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
    Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir...
    Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
    Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
    Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak ister.

    MEVLANA 'nın YEDİ ÖĞÜTÜ
    Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol
    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
    Hoşgörülükte deniz gibi ol,
    Ya olduğun gibi görün...
    Ya  göründüğün gibi ol...
    09 december

    ISTIRAP

    Image Hosted by ImageShack.us

    Yaşlı bir usta,çırağının sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Hayattaki hiç bir şeyden mutluluk duymayan çırak tuzu alıp döndüğünde, ustası ona bir avuç tuzu bir bardak suyun içine atarak içmesini söyledi.Çırak yaşlı adamın söylediğini aynen yaptı,ama tuzlu suyu içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.''Tadı nasıl?''diye soran yaşlı adama öfke ile ''Çok acı!'' diye cevap verdi.

       Yaşlı Usta anlamlı bir şekilde gülerek çırağını kolundan tuttu  ve dışarı çıkardı.Hiç bir şey söylemeden sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü.Ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atarak gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken yaşlı usta aynı soruyu tekrar sordu:''Tadı nasıl?'' ''Ferahlatıcı!'' diye cevap verdi genç çırak.''Tuzun tadını aldınmı?'' diye sordu yaşlı adam.''Hayır'' diye cevapladı çırağı.

    Bunun üzerine yaşlı adam,suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:''Hayattaki ıstıraplar tuz gibidir; ne azdır ne de çoktur.Onun miktarı hep aynıdır.Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır.Dertli ve acılı olduğunda yapman gereken tek şey,  ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.


     

    Image Hosted by ImageShack.us

    07 december

    HEP BERABER AĞLAYALIM

    Gelin hep beraber ağlayalım..
    Hakkını veremeden eda edilen
    namazlarımıza ağlayalım..
    Hakkını veremeden eğilip kalkmalarımıza
    ve bunlara namaz deyişimize ağlayalım&
    Aşıkla mâşuk misali ALLAH(c.c.) ile kulun buluşma
    noktası olan secdelerimizin ve seccadelerimizin hakkını
    veremeyişimize ağlayalım..
    Günde en az beş defa sunulan af piyangosunu
    kaçırdığımıza ağlayalım..Her bir namazda bütün
    günahlarımızdan arınma fırsatını kaçırdığımıza ağlayalım..
    Uykunun kollarında gaflet içinde geçen zamanımıza ağlayalım..
    Gaflet ile geçirilen ve boşa giden günlerimize ağlayalım..
    Her gün onca hadise karşısında ürpermeyen kalplerimize ağlayalım..
    Dünyaları yutsa da doymayan nefislerimize bende oluşumuza ağlayalım

    Dua edin icabet edeyim diyen Rahman ve Rahim olan Rabbimize karşı dua etmeyişimize ağlayalım..
    İsteyin vereyim diyen Rabbimize karşı sanki hakkında vaadinden dönmesi söz konusuymuş gibi, Ona güvensizliği işmam eder tarzda Ondan kamil iman, tam ihlas ve takva istemeyişimize ağlayalım..

    Hiç ölmeyecekmiş gibi, toprak altına girmeyecek ve hesap vermeyecekmiş gibi yaşayışımıza ağlayalım..
    Kalbim temiz deyip her türlü fecaati işleyip kendimizi avutmamıza ağlayalım..

    Evladımızın bizden, bizim de onlardan kaçacağımız günün gelip çattığı zaman keşkelerin hiçbir faydası olmayacağını bu dünyada anlamadan göçüp gideceğimize ağlayalım..
    Her gün gözümüzün önüne serip sergilenen onca ibretlik hadiseler karşısında başımızı devekuşu gibi kuma sokup değişmeyen hakikat olan ölümü kendimizden uzak görüşümüze ağlayalım..
    Ölenle ölünmez canım deyip üç gün sonra şen-şakrak şarkılar türküler söyleyip gafletle geçen ömrümüze ağlayalım..
    Günahı günah bilmeden ve ona tevbe edemeden günahlarımızı yüklenip huzur-u İlahiye gitme tehlikesinden bîhaber yaşadığımıza ağlayalım..
    Dağlar cesametindeki günahlarımızı gördüğümüzde ben bu günahları ne zaman işledim Ya Rab diyeceğimiz o günden bîhaber yaşadığımıza ağlayalım.. vesselam..

    06 december

    DOSTLAR VARDIR

    Dostlar Vardır!



    Olmasa da olur dediğimiz insanlarla doludur hayatımız.


    Tanıştığımız,selamlaştığımız, klasik cümlelerle iletişim kurduğumuz, yanıtlarını merak etmediğimiz sorular sorduğumuz...

    İyi insan olmadıkları için mi uzak dururuz onlardan? hayır, hiç sanmıyorum.

    Gönülde biter her şey; akla yararlı gelse de samimi bir ilişki, gönlün hayır dediğine ısınmak mümkün olmaz.

    İster dünyanın en yakışıklısı, ister en güzeli olsun, ister en zengini, ister en komiği; ne yapsa nafile; yüreğine ulaşamaz.

    Başkası için özel olan, senin gözünde dünyanın en sıradan insanıdır ve yüzüne bakmaz kimisi vazgeçemediğim dediğinin...

    Gönlümüzdür hükümdar, kime ne paye vereceğini o belirler. Kimine dost, yar, kimine tanıdık, arkadaş, deyip çıkar işin içinden...

    Özünde iyi olduğuna inansam da insanların, herkesi sevemem onun yüzünden...

    Hem, kalabalıktan da hoşlanmaz zaten; sevginin, sevdiklerinin hakkını vermek ister.

    Sonuçta, sevmek büyük bir sorumluluktur; emek vermek gerekir, ilgilenmek...

    Sevdiğim her insanın yaşamına bir anlam katmalıyım; zorlu ve vazgeçilmez bir serüven olmalı; dost dediğim insanlarla aynı zaman dilimini paylaşmak!

    Hani, bilirsiniz işte! dostlar vardır çiçek gibi; koklar koklamaz alır götürür bütün yüklerinizi...

    Evsizseniz ya da odun kömür bulamıyorsanız yakmaya; uzundur kış geceleri...

    Dostlar vardır soba gibi; yüreğindeki ateşle ısıtır ellerinizi...

    Dostlar vardır; fırtınada sığınak, güneşte gölge; yanarken buz gibi su dökmez üstünüze; aksine, harlandırır ateşi; bilir ki, yanmayanı hiçbir şey söndüremez.

    Dostlar vardır, yıldız gibi; hava kapalıyken bile, kapkara bulutların bekçisidir gökyüzünde...

    Dostlar vardır, arada bir uğrayıp alt üst eder yaşamınızı; dili zehir zemberek, bakışları keskindir.

    Dostlar vardır gül gibi; sarılırken yaralanmayı göze almanız gerekir.

    Hani, kiminin yoluna halı sersen kâr etmez; dostlar vardır, minder de kafi gelir; sen olursan fark etmez.

    Dili rakısız çözülmez kiminin, muhabbeti çekilmez; dostlar vardır, efkarının sebebi bir bardak demli çaydır.

    Dostlar vardır; omzu her derde devadır. dostlar vardır; iyi bir öğretmen gibi, nasıl sorulacağını öğretir.

    Dostlar vardır dağ gibi vakur; toprak kadar bereketli, mert...

    Dostlar vardır; ney gibi hüzünlü, saz gibi asi; şiir kadar büyük...

    Dostlar vardır türkü gibi; her zaman söylenmeseler de her daim içinde taşır sevdasını; yangınını bulaştırır bir gönülden diğerine...

    Dostlar vardır baki; tanıştığın gün doğar, yittiği gün ölürsün!

    Zamana ve darbelere; yollara ve hasretlere dirençli...

    Dostlar vardır; yüreğine kök salmış bir çınardır; hiçbir şey deviremez;

    Gönülden gönüle kurulmuştur köprüler; ne yaşansa atılamaz!
    dostlarımız vardır bizlere benzerler biraz...

    İşte böyle dostlardır; her şeye lanet ettiğin günlerde bile, yaşamını güzel kılan... gönül, her yerde onları arar.

    Ve bulduğunda haber gönderir bize; bir sıcaklık yayılır yüreğimize! .......

    Bunda bir iş var deriz, takılırız peşine...dost olalım gönlümüzle! .....


    04 december

    DOSTLAR IRMAK GİBİDİR

    Image Hosted by ImageShack.us
    Dostlar ırmak gibidir& kiminin suyu az, kiminin çok ,kiminde elleriniz ıslanır yalnızca,
    kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya &
    İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı, bulanık bir göl gibi&
    Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi. Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı,
    İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı.... Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz; sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!
    İnsanlar vardır;
    Derin bır okyanus...
    İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
    Derinliklerinde saklıdır gizi,
    daldıkça anlarsınız,
    Daldıkça tanırsınız;
    yanında kendinizi içi boş sanırsınız.
    İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu...
    Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler.
    Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
    Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
    bu tip insanla bir ömür dolmaz.

    İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...
    İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
    Yanında olmak başlı başına bır mutluluk.
    Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.


    İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip.
    Her biri başka bir karaktere sahip.
    Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
    Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...

    İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
    Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
    Dibini görürsünüz her şey meydanda.
    Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
    İçi dışı birdir çekinme ondan.
    Her sözü içtendir, her davranışı candan...

     

     

    Image Hosted by ImageShack.us

    01 december

    ONLAR BİZİM HERŞEYİMİZ

    Image Hosted by ImageShack.us

    İmandan sonra birinci vazifemiz ana-babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabul olmaz. Müslüman doğmamıza ve müslüman yetişmemize sebep olan ana-babamızın kalbini kırarsak Cennete girmemiz düşünülebilir mi? Müslüman ana-babamız, bizden razı olmadıkça, Allahü teâlânın sevdiği kulu olmamız çok zordur. İyilik ederek rızalarını almaya çalışmalıdır!

    Allahü teâlâ ana-babaya iyilik edin buyuruyor. (Nisa 36, Enam 151, Ankebut 8)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Ana-babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur. Onlara karşı gelenin, âsi olanın ömrü bereketsiz ve kısa olur.) [Ey Oğul İlm.]

    (Ana-babası, yanında ihtiyarladığı halde,
    [onların rızalarını alamayıp] Cenneti kazanamayanın burnu sürtülsün.) [Tirmizi]

    (Cihad, fisebilillah
    [Allah yolunda] sadece kılıç sallamak değildir. Ana-babaya veya evlada bakmak da cihaddır. Ele muhtaç olmamak için çalışmak da cihaddır.) [Deylemi]

    Ana babanın yüzüne sert bakmamalı, şefkatle ve sevgi ile bakmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.) [Ebu Nuaym]

    (Ana-babanın yüzüne şefkatle bakana, kabul olmuş bir hac sevabı yazılır.)
    [İ.Rafii]

    (Huzurunda alıcı ile satıcı arasındaki köle gibi durmayan kimse babasının hakkını ödeyemez.)
    [İ.Gazali]

    Evladın, ana-babasına, sevgi ile bakışı için, kabul edilmiş bir hac sevabı verileceği bildirilince, oradakiler, (Günde bin defa bakarsa da böyle sevaba kavuşur mu?) dediklerinde, Peygamber efendimiz, (Günde yüzbin defa baksa da) buyurdu.
    (Şir’a)

    Evliyanın büyüklerinden birisi, nafile hacca gitmek üzere yola çıktı. Bir ara Bağdat’a uğradı. Orada Ebu Hâzım-ı Mekki hazretlerini ziyarete gitti. O anda uyuyordu. Biraz bekledi. Uyandı ve o zata dedi ki:
    - Şimdi Resulullah efendimizi rüyada gördüm. Bana, senin hakkında, (Annesinin hakkını gözetsin, bu, hac etmekten daha iyidir) haberini ulaştırmamı emretti. Bunun üzerine o zat geri döndü ve bütün hayatı boyunca annesine hizmet edip duasına kavuştu.

    Buhari’deki hadis-i şerifte özetle deniyor ki:
    Eski ümmetlerden üç kişi yolculuğa çıkarlar. Geceyi geçirmek üzere bir mağaraya girince dağdan bir kaya parçası yuvarlanarak mağaranın ağzını kapatır. “Bizi bu kayadan ancak iyi amellerimizi dile getirerek Allahü teâlâya yapacağımız dua kurtarabilir” derler.

    İçlerinden biri şöyle dedi:
    Anam-babam çok yaşlı idi. Onları doyurmadan çoluk çocuğumu ve hayvanlarımı doyurmazdım. Bir gün, odun toplamak için uzaklara gitmiştim. Geç vakte kadar da dönemedim. Akşam içecekleri sütü, getirdiğimde anamla babam uyumuşlar. Onlara sütlerini içirmeden önce çoluk çocuğumun ve hayvanlarımın karınlarını doyurmazdım. Çocuklar da, yanımda ağlıyorlardı. Çanak elimde tanyeri ağarıncaya kadar onların uyanmalarını bekledim. Anamla babam uyanıp sütlerini içtiler. (Ya Rabbi bunu senin rızan için yapmışsam buradan bizi kurtar)
    Kaya biraz açıldı. Fakat çıkmak mümkün değildi.

    İkincisi, her türlü imkan varken çok sevdiği amcasının kızı ile zina etmediği ve kıza verdiği 120 dinar altını almadığı olayı hatırlayıp, (Ya Rabbi, bunları senin rızan için yapmışsam bizi buradan kurtar) dedi. Kaya biraz daha açıldı. Ancak yer çıkabilecekleri kadar değildi.

    Üçüncüsü şöyle dedi:
    Çalıştırdığım işçilerden biri ücretini almadan gitmişti. Ben de onun ücretini ürettim. Bundan birçok mal meydana geldi. Bir müddet sonra bana gelip ücretini istedi. (Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunların hepsi senin ücretinden üremiştir, al götür) dedim. O da (benimle alay etmiyorsun ya) dedi. Ben de (hayır, alay etmiyorum, doğrusu bu) deyince, malların hepsini alarak götürdü. Bana hiçbir şey bırakmadı. (Ya Rabbi bunu senin rızan için yapmışsam, içinde bulunduğumuz şu beladan bizi kurtar.)

    Bunun üzerine kaya tamamen açıldı. Onlar da mağaradan çıktı.
    (Buhari)