kardelen's profileஐ Kardelene Hoşgeldiniz ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    October 15

    ÜZÜLME EY ÇOCUK...

     

     

     

     

                            ÜZÜLME EY ÇOCUK...

    ''Sende büyüyeceksin "

    Diye baslayan bir ezgi vardir bilir misin ey Filistinli cocuk?
    Bilir misin ey cocuk sana nice ezgiler, sarkılar ve siirler yazıldı?
    Sen bilmezsin degil mi?
    bilmem dersin abla bilmem ... ben sadece gecen savas ucak seslerini bilirim dersin, ben sadece top oynamak icin dısarı cıktıgımda ayagıma isabet eden kursunu bilirim dersin degil mi ey cocuk?

    Sen dertlisin ey cocuk, ama bil ki ben senden de dertliyim?
    Gelir misin benle ey cocuk, dunyayı gezmeye, dunyadaki insanlari görmeye benimle gelir misin?

    Hadi gel gidelim, cok uzaklara taaaa Amerika'ya. Dunyayı yerle bir etmek isteyen acımasızların ve serefsizlerin gezdigi yere gidelim.
    İste bak burda merhamet yok, burda rahmetin bir damlasi yok. Görüyor musun adam nasılda vuruyor karısını ve cocugunu? Nasıl adamlar para icin herseyi yapıyorlar, görüyor musun ey cocuk?
    O yüzden üzülme, sana vuran kursunlar merhametten yoksun kisilerden geliyor. Üzülme onlar seni üzsede asil kederi onlar cekiyor. ALLAH öyle bir hale getirmis ki onları hayvanları bile gecmisler ey cocuk ... Hayvanlar bile ALLAH'ı tanırken onlar tanımaz hale gelmis.
    Sen üzülme ey cocuk, ALLAH onları bildigi gibi yapmıs ...
    Senin bir damla gozyasına değmez onlar ...
    Acı onlara ey cocuk, acı ve dua et ... ALLAH hidayete erdirsin diye ...

    Hadi gidelim FIlistinlim buradan ... gidelim baska diyalara ...

    Bak görüyor musun şuradaki büyük camiyi ... Dışı muhtesem ama ici bos camiyi ...
    İste burasi Turkiye ve burasi İstanbul ve burasi Sultan Ahmet, dunyanin en muhtesem yapılarından birisi ...
    Bunları görünce sevin ey cocuk, çünki burda edilen dualarda sende varsin ... Burda sen unutulmadın unutulmayacaksın da ...
    Burda seni cok seven insan var ...
    bak gördün mü cami imami evine gidiyor ... Aklında, kalbinde ve dilinde  ve dua var ... Duyuyor musun o duaları
    Ben duyuyorum ... Senin icin ve diger tüm müslümanlar icin dua ediyor ...
    Evinde herkes dua ediyor ...

    Hadi gidelim ey cocuk ...
    Bak iste burası Irak, seninle aynı kaderi paylasan bir ülke, müslüman bir ülke ...
    Dünyada tek acı çeken sen degilsin ey cocuk .. Üzülme bunlarda gecer elbet ...
    Dünyadan neler geçmedi ki bunlarda gecer elbet ...

    Hadi gidelim ey cocuk, evine gidelim ... Senin yurdun olmayan ama yasamak zorunda oldugun yere gidelim yani Filistin'e geri dönelim ...
    Sakın ağlama ey cocuk, sen büyüyeceksin istemesende büyüyeceksin ...
    Ve günlerini göstereceksin bütün serefsizlerin ...

    ALLaH seninle ey cocuk , dualarımız seninle ...

    Seni seviyorum ey cocuk, ben seni cok seviyorum ... Dunya aldatmaca, dunya yalan ey cocuk ama sevgim degil ... Sevgim yalan degil ey cocuk , inan bana ...
    belki seninle yasamıyorum, belki seni görmüyorum ve belki bazen seni hissetmiyorum ama aklımın bir yarısı senle ...
    Unutma ey cocuk ,
     varsa hersey mümkündür ...
    ALLAH'a inan ve dua et ...
    Sen istedikten sonra  herseyi hayrlısıyla nasip edecektir ...

    Sen yüregimdesin ey cocuk,
    ve asla cıkmayacaksın ...
     


     

     

    Ey iman edenler,

     Allah'tan korkup-sakının

    ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın;

     O'nun yolunda cehd edin (çaba gösterin),

     umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    (Maide Suresi, 35) ...

      

     

                                               Copyright ©2008 KARDELEN™  

                                                                           

     
    October 08

    Ya RAB senden geldik, Ve dönüşümüz yine SANADIR...

     

     

     

     

    Ya RAB senden geldik, Ve dönüşümüz yine SANADIR...

     

    Olurda bir namaz sonrası bulur mu beni ölüm ?
    En elzem anımda, en ihlaslı halimle....Affıma vesile olur mu kendimce nasuh saydıgım tevbelerim ,şükrünü eda edemeden kıldıgım huşusu mechul secdelerim....Unutuklarımı unutmamasına karşın kalbimdekileri en iyi bilen Rabbim kurtuluşumu bir namaz sonrası titreyen yüreğime ve günahkar dilimden dökülemeyen uzun hecelere gizler mi...?
    Ve.....
    Bir cuma sonrası bulur mu beni ölüm...?
    En elzem anımda , en aşk dolu halimle....Tüm noksanlıklarımı gören,görmeyi beceremediklerimi bilen Rabbim Er - Rahman ismiyle muamele edip bağışlar mı cehennem misali dünya hayatımı...Sonsuz affedici ,merhamet ve kerem sahibi O!..Geri çevirir mi kapısına boynu bükük geleni...?
    Ve....
    Ellerim semada bulur mu beni ölüm...?
    En elzem anımda en pişman halimle....Dünyayı kendine zindan bilemeyen kalbim atar mı son kez seccadem üstünde...Veda edemediğim hayallerime bir el sallayacak vakti verir mi ecelim bana ve hızına yetişememe ragmen nasıl gectiğinide anlamadıgım zman son dklarını kurban eder mi benim ölümüme...?
    Ve...
    Bir istanbul akşamı bulur mu beni ölüm....?
    Namaza durmuşken tüm azalarım sonlanır mı sonu gelmeyen isteklerim,şikayetlerim...Yüzüm kıbleye dönük,kapanır mı gözlerim...Ahirete dair düşlerim...O'nu anlatamayan kelimelerim....Gercekleştirilmeyi bekleyen amellerim küskünken bana ve gönlüm hasretken bahara ,daha kaç kez yagmurda ıslanır,daha kaç sonbaharda sonu bekler yüreğim...?
    Ve...
    Medine yollarında bulur mu beni ölüm....?
    En elzem anımda,en özlem dolu halimle...Huzuruna cıkmaya yokken yüzüm ve şefaatine muhtaclıgım olsada hüznüm... boş yaşanmışlıklar yakarken içimi,kavrulur mu tüm günahlarım yüreğimdeki ateşte!.Tüm yoldaşlarımla yollarımı ayıran ,hayatla bagımı koparan Rabbim yanışlarımı , gözyaşlarımı Rahmet yağmurlarına dönüştürür mü o büyük gün...?
    Ve....
    Hayırla sonlanan yaşamlar duragında bulur mu beni ölüm....?
    Zaman atım bu durağa vardıgında arkamda bıraktıklarım ağlar mı ardımdan....Ellerim,bedenim,sahiplenmişliklerim şahidim olurken kaçamadıklarım ,sığdıramadıklarım,düşünemediklerim defterimin yönünü degiştirir mi ?Binlerce soruyla savaşırken beynim ve ''ölüm var'' demeye alışkınken dilim ,bir tebessümle sonlanır mı dünya hayatım...huzur ikliminin tadına varıp ,dolar mı sevniçle yüreğim....
    Ve...
    Evet...
    Bir gün benide bulacak ölüm...belki en elzem anımda belki en ummadıgım anda...''inna lillahi ve inna ileyhi raciun'' benim arkamdan söylenecek bir gün...işitemediğim sela benim ölümümü duyuracak...Güneş bensiz bir sabaha doğacak,rüzgar benim olmadıgım kentte esecek,hissetmiyecek tabiat yoklugumu,bensiz gececek her gün...Ruhum fatihalar arayacak,hatırlanmak isteyecek....ölüm benide bulacak bir gün....O dem ki perdeler kalkar perdeler iner...azraile hoşgeldin diyebilmektir hüner....Ölüm güzel şey budur perde ardından haber ,güzel olmasaydı hiç ölür müydü peygamber(s.a.v.)...(N.f.k) üstadın sözleri gibi korkusuzca bekleyecekmiyim ölümü....?amellerim yetecek mi ,istedigim başlangıclara....Özlemişken...cok özlemişken ...ellerim uzanacak mı tertemiz baki hayatıma......
    Beklenen gün üzerine kutsal saydıgım Çilem!
    Yetişecek misin imdadıma...?
    Bil işte ne umutlar bagladım ,benliğimden gecipte geldim ben sana....!

     

     

     

                             

    Bu fanide goz yumdugun gun
    Bilirim sonum o gun
    Gozum yoktur bakmaya Ya Rab
    Dilim yoktur anlatmaya Ya Rab
    Sen bagislayan sen merhamet olansin
    Ya olur Bizide al cennetine..
    Cennetin Firdevisine Insallah...

    Copyright ©2008 KARDELEN™  

         

    October 05

    Dilimi değdirdiğim yere kalbim yetişir mi...

    Hakka dönenler gözleriyle,

    Kendilerini Hakka verenler kalpleriyle,

    Hakk sevgisini ruhlarına sindirenler de sırlarıyla ağlarlar...

     
     
     

     

     

     

     

     

    Dilimi değdirdiğim yere kalbim yetişir mi...

     

    Korkuyorum. Dilim kolayca dolanıyor süslü kelimelere. Büyük laflar damağımın her yanına yapışmış gibi. Dudağımdan sözler yâr yüzünden düşen yaşmak gibi kayıveriyor göğe.

    Göğsünde taşıdığını bilmiyor gibi, içinde büyüttüğünü tanımıyor gibi heceler. Ayrılık sözleri dilimden eksik olmuyor. Ölümü sıkça anıyorum belki.

    Hasret, hüzün, keder, sızı, sancı, ağrı, ölüm, ayrılık, özlem birer kelime sadece... Dile dokunduğunda acıtmıyor, kulağa vurduğunda can yakmıyor.

    Bunlar sözler, sadece sözler, sadece sözler. Ağzımda kolayca yankılanıyorlar. Birçok kulağa çarpıyorlar. Belki birkaç kalbe de iniyor. Havada asılı duruyor sesler. Harflerin zincirine tutunuyor sözler. Dört harf 'ölüm' ve sadece iki hece. 'Ölüm' derken, kelimenin tam ortasında dil damağa değiyor. Bitirdiğinde dudak dudağa kavuşuyor. 'Ölümmmm..'

    Buluşuyor dil ve damak. Isınıyor dudaklar, kavuşuyor. Kolay ölüm... bu kadar kolay. Demesi kolay.. Ya olması ölümün. Ya dudakları soğutması. Eşiğinde durmak son nefesin nasıl bir tükenmişlik. Nice bir yangındır ömrün bir nefese daha yetmemesi.. Ölümün kendisini ruhunla hecelediğin oldu mu? Ayrılığı kıvrana kıvrana içtin mi hiç? Hasretin tam ortasında kala kalıp zamanın kırık cam parçaları gibi gırtlağına battığını hissettin mi?

    Korkuyorum. Yalancı olmaktan korkuyorum. Dilimi değdirdiğim yerlere kalbimi yetiştirememekten korkuyorum. Dudaklarıma vuran sözlerin tenimde iz bırakmadan savrulması yalancı eder mi beni? Ya her şeyimi yitirmiş ve geriye sadece sözlerim kalmışsa?

    Kuru sözler, boş sözler, süslü sözler, içinde kalp olmayan kalp sözler...
    Ölümün yüzüne yüzünü değdiren ne çok yüzler oldu. Güldü mü ölüm onların yüzüne? Gözleri ölümün gözleri olunca neyi gördüler? Hangi hasretler koşuştu dudaklarına? Yarınlar var diye yarım kalmış işler, sonra söylerim diye söylenememiş sözler, sırası değil diye gecikmiş sevmeler ölümün eşiğinde kimbilir nasıl haykırdı? Ölüm anında susan dudak söyleyeceklerinin hepsini söyleyememişti. Ölümün kollarında açık kalan eller, sahip olunacakların hepsini bitirmiş miydi?

    Sözleri yok ölümün. Ne söylüyorsa gözleriyle söylüyor. Bir ölünün gözlerine yığıyor tereddütlerin hepsini. Sessizce iniveren kirpiklerin ucuna savuruyor geç kalmışlıkların hepsi. Sanki ruhunu dudakları arasındaki ince çizgiye biriktirmiş gibi ölümler, hem hiç konuşmuyor hem hep konuşuyor.

    Hayat gibi değil ölüm. Az konuşuyor. Heceleri sessiz. Sözleri keskin. Benim gibi sözlere tutunma sevdası yok ölümün. Ömür boyu suskun. Bir kez konuşur ve konuştuğunda en büyük sözünü söyler. Ne kadar konuşsam ve yazsam, ancak ölümün sözünü ederim. Ölümün sözü, ölümün kendisi değil. Bir beden ki, ölümün kırık hecesidir her daim. Hücre hücre ölüme yazgılıdır içinde yürüdüğüm bu gövde. Zamanın her 'tik-tak'ı uzaklıkların sinsi habercisidir; çatlaklar açar aramızda, içimizde.

    Hayat, aslında hep ölümü anlatır dinleyene. Hayat ölümle berbat olsun diye değildir bu. Ölümün eşiğinde yaşanan bir hayat daha çok anlam arar kendine, daha çok heyecan bulur da o yüzden. Ölümü bilirsen çerçeve çizersin kendine. Bildiğin, beklediğin bir son varsa, hayatı som bir altın gibi işlemeye koyulursun. Ucunu açık sanırsan, oyalanmaya durursun, hoyratça savurursun, oyuna dalarsın. Rüyanın rüya olduğunu bile unutacak sahte bir uyanıklık içinde uyursun. Uyanamazsın.

    Buraya yazıyorum: en güzel, en içten yazımı öldüğümde yazmış olacağım.. En sahici nasihatimi, en umulmadık haykırışımı cenazem söyleyecek sana. Hayata nokta koyduğumda yüreğine çelikten sözler dikmiş olacağım. Çelikten sözler.. Ezsen de unutkanlığınla, kalbinin odacıklarında bir yerde suskun bir tohum gibi patlamayı bekleyecek. Hiç beklemediğin anda çiçekler açacak, buruk meyveler sunacak.

    Sen sus ey ölüm. Ben sana hece hece yaklaştıkça, sen bigâne kal. Ben kelimelerle yoluna tuzak kurdukça, sen suskunlukların ardına kaç. Ben ele avuca sığdırmaya çalıştıkça seni, sen perdeler ardına saklan. Sen sus ki, bana söz söylemek kalsın. Yalan sözler. Kuru sözler. Ağız dolusu. Dil bulaşığı. Yüreksiz sözler. Sözler kalsın.

    Yalanı dilimden uzak eyle Rabbim!

    SENAİ DEMİRCİ 

     

     

    "Bir gün, dünyaya ait büyük bir derdin olursa,
    Rabbine dönüp 'Benim büyük bir derdim var!' deme;
    Derdine dönüp 'Benim büyük bir Rabbim var!' de..."

     

     

     

    Copyright ©2008 KARDELEN™